sen benim kalbimi çok küçümsemişsin birader.
0 notes, May 17, 2013
sen benim kalbimi çok küçümsemişsin birader.
0 notes, May 17, 2013
zaten bir erkek gitme diyebildiği bir kadını ne kadar sevebilir ki?
1 note, May 16, 2013
Kelimelerin sol kaburgasının altında yankılanmıyorsa, bir anlamı yok onunla konuşmanın. Sonuçta sen sevgini kendi içinde onsuz da yaşatabilirsin. Her şeyi insani olarak görebilirim ama sevgiye saygısızlık eden insana tapıyor olsam dahi tek kelime etmem. Çünkü sevgi ya da kelimeler öyle basitleştirilebilecek şeyler değil. Hayatlar oyuncak değil. Ve bir senaryonun içinde değiliz. Birine bağlı olmakla, o kişiye bağımlı olmak arasında çok ince bir çizgi var. Aynı çizgi kendine önem vermekle, kendini her şeyden üst tutmak arasında da var.
Sevginizi ve kelimelerinizi basit olarak gören insana, ne kadar büyük bir aşkla veya tutkuyla bağlı olursanız olun, taviz vermeyin. Asla.
Reblogged from burnwithmme, 16 notes, May 14, 2013
şehirler, insanlar, idealler değişiyor ama gözyaşı her yerde aynı akıyor.
5 notes, May 13, 2013
“bu çiçekler kesilecek mi? bu çiçekler gidecek mi?”
0 notes, May 10, 2013
insanın içi kanıyor birader. ama sonra kanadığı yeri öpüyor biri. sahte bir öpücüğe bile kabulü olan saf insanlarız biz. tozlu bir gülüş yürürlüğe giriyor suratımızda. eski, çok eski. biz var ya! biz çok eskidik.
9 notes, May 8, 2013
elinde bir kuş vardı. ve kuş bir gün uçacaktı. sıksa canı kalacaktı. ellerini açtı ve kuş uçtu. zaten kuş ne zaman kalacaktı ki? bıraktı.
2 notes, May 8, 2013
güneşin silemediği karanlık yerlerde, güneşi arıyoruz işte.
0 notes, May 7, 2013
çekik gözlü hatunların üzerimdeki hükmünü bir çözemedim gitti.
1 note, May 4, 2013
Sevgilim.. Bu son belki.
Bazen ben öyle sert tutunuyorum ki insanlara, hani sarılınca kemiklerin kırılacakmış gibi hissedersin bazen; öyle işte. Hiç bırakmayacakmış gibi, gitmeyecekmiş gibi.. Ama bana çok çok zor geliyor artık, denemek.. Toplumun değer yargılarıyla hareket edebilmek.. Çünkü hiç dahil olamadım insanlara, bir şekilde hep eksik kaldım. Keşke bu kişiliğe sahip olmadan ve yine keşke dibe düşmeden önce tanıyabilseydim seni. Kimi tamamlamaya çalışsam hep bir parça yanlış oldu. Hatırlarsın belki önceden de söylemiştim, ben sevmeyi bilmiyorum galiba. Buna rağmen inan ki çok değer verdim ben sana, insanlardan buz gibi soğumuşken üstelik. Ama işte varoluş amacımı yıkmaya yetmiyor hiçbir değer. İçimi açıp gösteremedim sana, istediğim şeyler o kadar basitti ki aslında.
Çünkü huzur, sabah gözlerini açtığında evin derinlerden gelen süpürge sesidir. Huzur, soğuk kış gününde apartmandan gelen yemek kokusunun senin dairene ait olmasıdır.
Ve huzur, değer verdikçe tutunabildiğine şükrettiğin gülümseyişlerindir.
Ben hiç elde edemedim, sadece tanımlarda kaldı tebessümlerim. Seni kendi karanlığımda boğmamak için, bu aramızdaki uçurumu genişletmeliyim belki de. İçimdeki varlığı durduramıyorum çünkü.
Belki demiştim ama, bu son. Unutmadım sana kullandığım hiçbir kelimeyi.
Veda yok sevgilim.”Öpüyorum göz kapaklarını, diz kapaklarını, kalp kapakçıklarını..”
Reblogged from burnwithmme, 49 notes, April 28, 2013